Emniyet birimlerinin yürüttüğü soruşturmada yaklaşık 2 milyon euroluk para trafiği tespit edilirken, firari durumdaki 9 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürdürülüyor. Kıbrıs, Gürcistan ve Arnavutluk gibi ülkelere nakil amacıyla götürülen kadınların, işlem öncesi ve sonrasında 10 ila 15 günlük tecrit süreçlerine tabi tutulduğu belirlendi.
Milliyet'ten Ferit Zengin'in haberine göre; Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, donör olarak kullanılan kadınlara işlem başına 60 ile 80 euro arasında ödeme yapılırken, şebekenin elebaşı olduğu öne sürülen Hacer Tekne'nin ise her transfer için kliniklerden 100 euro aldığı saptandı.
Sağlık riski yaratan ilaçlar ve hormon iğneleri kullanıldı
Yumurta donörlüğünü kabul eden kadınların İstanbul Pendik ve Ankara'daki muayenehanelerde jinekolojik kontrolden geçirildiği, ardından yumurta sayısını artırmaya yönelik hormon tedavisine tabi tutulduğu tespit edildi. Şebekenin sağladığı ilaç ve iğnelerle kadınlardaki yumurta sayısının 40'a kadar çıkarıldığı iddia edildi.
Suçlamaları reddeden Hacer Tekne ise kendisinin de donör olduğunu ve sadece ihtiyacı olan kişilere tavsiyede bulunduğunu savundu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Duran, kontrolsüz ve tekrarlayan hormon tedavisinin kadın sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Soybağı ve hukuki yaptırımlar netleşti
Türkiye'de üreme hücresi alım satımı ile donasyon işlemlerinin yasak olduğunu hatırlatan hukukçular, para karşılığında veya bağış yoluyla bu sürece katılan, aracılık eden ve yönlendiren kişilerin 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile yargılanacağını bildirdi.
Avukat Özlem Şen, Türk Medeni Kanunu uyarınca çocuğun soybağının doğumla kurulduğunu, bu nedenle başka bir kadının yumurtası kullanılmış olsa dahi çocuğu doğuran kadının hukuken anne sayıldığını belirtti. Şen, dünyaya gelen çocukların koruma altına alınmasının ise sadece ihmal ve istismar gibi somut tehlike koşullarına bağlı olduğunu kaydetti.