Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Kendi yolunu bulmak!

Paylaş:
N

İnsanın en büyük mücadelesi, dış dünyada karşılaştığı güçlüklerden önce, kendi içinde kurduğu görünmez düğümlerle başlar. Zihni sürekli hesap yapan, ruhu cevap arayan, kalbi bir yerlere yetişmeye çalışan insan, farkına varmadan kendi hayatının uzağına düşer.

Dolayısıyla yaşamak, her ihtimali önceden hesaplamak ya da bütün yolları güvenceye almak değildir. Asıl mesele, hayatın önümüze çıkardığı bilinmezlikler karşısında kendi özümüzü yitirmeden yürüyebilecek bir içsel olgunluğa erişebilmektir. Çünkü insanın yönünü tayin eden, benliğinde taşıdığı pusulanın sağlamlığıdır.

İnsan, hayatı boyunca birçok şeyi kontrol edebileceğini düşünerek yaşar. Geleceğini planlar, kendine hedefler koyar, güvende hissetmek ister. Oysa ki hayat, insanın bütün hesaplarını aşan bir akışa sahiptir. Beklenmedik gelişmeler, yarım kalan hayaller, değişen insanlar ve yeniden başlamak zorunda kaldığımız yollar, bize her şeyin irademizle şekillenmediğini gösterir. Belki de insanın olgunlaşması, hayatı yönetmeye çalışırken onun gerçeklerini kabul etmeyi öğrenmesiyle başlar.

Birçok insan, başkalarının beklentileri arasında kendi sesini duymayı unutuyor. Başarılı görünmek, yetişmek, bir şeyleri ispatlamak derken kendine ayırdığı zamanı da ihmal ediyor. Oysa insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki bütün ilişkilerin temelini oluşturuyor. Kendini tanımayan, ne istediğini anlamayan birinin başkalarının yönlendirmeleriyle savrulması kaçınılmazdır. Unutmamak gerekir ki başkasının gölgesinde duranının güneşi olmaz.

İnsan, kendi iradesini başkalarının kararlarına teslim ettiğinde zamanla kendi hayatının seyircisine dönüşür. Bu nedenle insanın ara sıra durup kendine dönmesi, yaşadıklarını sorgulaması ve iç dünyasını dinlemesi gerekiyor. Dışarıdan bakıldığında kendine yönelmek bir kaçış gibi görünse de aslına bakılırsa hayatı daha doğru okuyabilmenin başlangıcıdır.

Hayatın her döneminde aynı güçle yürüyemeyiz. Kırıldığımız, yorulduğumuz, yönümüzü kaybettiğimiz zamanlar olur. Bunları bir başarısızlık olarak görmek yerine, kendimizi yeniden tanıma fırsatı olarak değerlendirebiliriz.

Her yaşananın hemen bir anlam kazanmasını beklemek de doğru değildir. Bazı tecrübeler zamanla olgunlaşır, bazı cevaplar insanın içinde sessizce şekillenir.

Nitekim Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz.” hadisi, yaşananlardan ders çıkarmanın ve tecrübeyi hikmete dönüştürmenin önemini vurgulayan bir hatırlatmadır.

Asıl olan, yaşadıklarımızın bizi kendimizden uzaklaştırmasına izin vermemektir.

Bir başka mesele de zamanı nasıl yaşadığımızdır. Sürekli geleceğin kaygısını, geçmişin elemini bugüne taşıyarak yaşamak, insanın kendi zamanına yaptığı en büyük haksızlıklardan biridir. Henüz yaşanmamış yarınların korkusuyla bugünün huzurunu tüketmek de geçmişte kalmış acıların gölgesinde geleceğe yürümeye çalışmak da ruhu zamansız bir yorgunluğa mahkûm eder. Oysa geçmiş, ibret alınacak bir hatıra; gelecek, umutla hazırlanılacak bir ihtimaldir. İkisinin de bugünün üzerine çöreklenmesine izin vermemek gerekir. Zira dünün yüküyle bugünü ezmek, yarının endişesiyle bugünü eksiltmek, insanın elindeki en kıymetli emaneti, yani ömrünü farkına varmadan tüketmesidir. Dün yaşandı, yarın henüz gelmedi; insanın elinde olan, bütün hakikatiyle yaşayabileceği tek zaman varlığının var olduğu andır. Bu nedenle kalbimizi geçmişin yasına, zihnimizi geleceğin korkusuna esir etmeden bugünün hakkını vermeyi öğrenmeliyiz.

Mutluluğu büyük hedeflerin arkasına sakladığımızda, elimizdeki küçük güzellikleri fark edemiyoruz. Hâlbuki bir sohbetin sıcaklığı, içten bir tebessüm, huzurla geçirilen birkaç dakika, hayatın en kıymetli parçalarıdır. Yavaşlamak, hayattan geri kalmak anlamına gelmez; bilakis, yaşadığımızı fark etmektir. Belki de insanın kendisine sorması gereken en önemli sorulardan biri şudur: Yarınlara yetişmeye çalışırken bugünümüzden neleri eksiltiyoruz?

Bence insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik, her şeyi kontrol etme arzusundan biraz uzaklaşarak kendi içsel dengesini güçlendirmesidir. Geleceğin bütün cevaplarını bilmeden de yürüyebilir, her düşüşün ardından yeniden ayağa kalkabilir, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi kararlarının arkasında durabilir. Özgürlük, insanın her istediğini yapabilmesinden çok, kendi değerlerinden uzaklaşmadan yaşayabilmesinde saklıdır. Nitekim “Ameller niyetlere göredir.” hadisi de insanın davranışlarının ardındaki samimiyeti ve niyetin belirleyici gücünü ortaya koyar.

Hayatın bize sunduğu bütün belirsizlikleri ortadan kaldırmamız mümkün olmayabilir. Fakat onlarla nasıl yaşayacağımızı öğrenebiliriz. Kendimize karşı dürüst, seçimlerimizde samimi ve yaşadığımız ana karşı duyarlı olduğumuzda, içimizde daha sağlam bir zemin oluşur. Çünkü insanın huzuru, her şeyin yolunda gitmesine bağlı değildir; her şey değişirken kendisiyle kurduğu bağı koruyabilmesinden doğar.

Hayatın asıl öğretisinin bu düşüncede saklı olduğunu düşünüyorum. Her şeyi önceden bilmek zorunda kalmadan yürümek, geçmişin yükünü geleceğe taşımadan yaşamak ve başkalarının çizdiği sınırlar içinde kaybolmadan kendi yolunu bulmak… İnsan, kendi iç sesini duyabildiği ölçüde özgürleşir. Ve hayat, uzak bir hedefe ulaşma telaşından çıkarak her gün yeniden anlam kazanan bir yolculuğa dönüşür.

Unutmayalım ki insanın en büyük özgürlüğü, hayatın bütün sorularına cevap bulmakta değil, cevapsızlık karşısında kendi hakikatine sadık kalabilmesindedir. Elbette yolunun daima açık olması insanı ayakta tutan bir gerekçedir. Fakat daha ziyade önüne çıkan her kavşakta hangi değerlerden vazgeçmeyeceğini bilmesinin ehemmiyeti yadsınamaz bir gerçektir.

Dünya değişir, şartlar dönüşür, nice ihtimal doğar ve söner; geriye insanın kendisiyle kurduğu o kadim hesaplaşma kalır. Öyleyse ömrü başkalarının çizdiği sınırlarla ölçmek yerine, kendi vicdanımızın terazisinde tartmalı; hayatın bize biçtiği rolü oynamakla yetinmeyip kendi varoluşumuzun müellifi olmalıyız. Çünkü insanın ardında bırakacağı en kıymetli iz, ne kadar yaşadığıyla değil, yaşarken kendi özünden ne kadarını hayata katabildiğiyle ölçülür vesselâm.

Sevgiler...

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı